KÜRDİSTAN

10 Haz 2017

Kardeş Barzani açıklamış,

“25 Eylül’de Bağımsız Kürdistan için referanduma gidiyoruz”

Amerika da bu kararı “Makul” bulmuş.

Ya Türkiye?

Başbakan görünümlü Meclis Grup Başkanı ise “Vahim bir hata” demiş.

*

Hatırlayınız,

“Açılım Süreci”  ucubesi için  yapılan seyyar mahkemeli , şarkılı türkülü Nevruz kutlamaları şovuna davet edilen Barzani zamanın Başbakanı günümüzün Cumhurbaşkanı tarafından halka nasıl takdim edilmişti?

“Kürdistaaan Başkanııı kardeşiiiim Mesuuut Barzaniiii!”

Oysa o sırada kardeş Barzani’nin titri neydi?

“Irak Kürt Bölgesel Lideri”

Yani Irak devleti güdümünde , Irak toprakları içinde yer alan temsili sınırlı bir özel bölge.

Ülkesel muhatap tabii Irak Merkezi Hükümeti..

*

O kardeş Barzani Türkiye’den kaçan teröristleri geri istediğimizde ne cevap vermişti?

“Türklere kedimi dahi vermem”

Ağabeyi kaçan teröristleri alabilmiş miydi?

“Kedimi dahi vermem” diyen kendi ırkından olanları verir miydi?

Tabii vermedi.

*

Günler geçti  Türkiye gerek devlet eliyle ve gerekse iş adamlarımızın destekleriyle o bölgeyi ihya etti.

Elbette bu işleri babalarının hayrına yapmadılar. Amaçları duygusaldı böylece paralar cukkalandı.

Yapılan o ihya işleri içinde neler vardı?

Devlet Binaları, Bakanlıklar, Merkez Bankası, Bankalar, Vergi Daireleri, Polis Karakolları, Askeri Tesisler , Sanayi siteleri, Yaşam alanları,  Okullar, Hastaneler, Köprüler, Yollar…

Yani, bir devlet neye ihtiyaç duyuyorsa alayını yaptılar.

*

Bitmedi devam ediyoruz..

Kuzey Irak petrolleri onların kontrolündeydi ammaa!

Her hareketini Irak Merkezi hükumetiyle paylaşmak ve bilgilendirmek kaydıyla.

Kardeş Barzani ve ağabey o petrollerin dağıtım işlerini beraberce yürüttüler!

Kazanılan paralar Türk Bankalarına yatırıldı ama Irak Merkezi hükumetiyle paylaşılmadı,

Bu nedenle Irak Merkezi Hükumetiyle papaz olduk..

Böylece Barzani ve Kürdistan da zenginleşti ortakları da…

Devlet olma süreci Türk devletini yönetenler ve Türk müteahhitlerinin elleriyle hazırlanmıştı.

*

Yakın zamana geldik,

Kardeş Barzani bölge sorunlarını konuşmak için Türkiye’ye davet edildi.

Önce İstanbul’a geldi. Atatürk Hava Alanına Kürdistan bayrağı çekildi.

Sonra Ankara’ya geçti. Keza Esenboğa Hava alanında aynı sahne tekrarlandı.

Sarayda devlet başkanları düzeyinde  kabul gördü .

Kürsünün geri planında yine Kürdistan bayrağını gördük.

*

Döndü ülkesine gitti, Musul’daki bizlerin inşa ettiği devlet dairelerine “Kürdistan bayrağı asılsın” talimatını verdi.

İstanbul ve Ankara’daki rezilliğe ses çıkarmayanlar ele güne ayıp olmasın niyetine cılız bir ses tonuyla “Aaa olmaz” dedilerse de o bayrak gözlerimize sokula sokula devlet dairelerinin kapılarına asıldı..

*

Ve bugünler.

Kardeş Mesut Barzani uzun süredir dillendirdiği Bağımsız Kürdistan konusunu gündeme getirerek “25 Eylülde referandum yapacaklarını” açıkladı.

Ankara’dan sesler yükseldi; “Bu girişim vahim bir hatadır, sorumsuzluktur!”

O kadar…

*

Şimdi sormaz mıyım; “Bu ne gel-Git’li haldir eyy bu ülkeyi yönetenler. Gelinen bu ortamı ellerinizle hazırlayan sizler değil misiniz?”

Yok bu girişim vahim hataymış!”

“Asıl vahim olan sizler ve yanlış dış politikalarınızdır bu ülke için”

 

DAMATLAR …

 

FETÖ soruşturmaları sürüyor. Mahkemeler devam ediyor,

Hala kitleler halinde tutuklamalar var,

Göz altılar, hükümlüye dönüştürülmüş tutuklamalardan hapishanelerde yer kalmamış,

Gerçekten FETÖ’cü olanlar, yaşın yanında kuruların da yandıkları,

Haber yapan gazeteciler, köşe yazarları alayı daha iddianameleri dahi hazırlanmadan içerideler.

*

Biliyorsunuz İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanının damadı da FETÖ’cülükten içerideydi,

Bir gün duyduk ki; “Hasta” gerekçesiyle serbest kalmış .

Dandik bir hastaneden alına dandik bir sara hastalığı raporunu bir hakim kabul etmiş ve kontrollü kaydıyla serbest bırakılmış.

Yüzlerce  devlet hastane raporlu insanlar hapislerde çürürlerken “Damada özel durum” günlerce tartışıldı.

“Bu nasıl adalet” tepkileri iktidar partisinden dahi geldi..

*

4 gün önce eski Başbakan Yardımcısı ve partinin ağabeyi konumundaki Arınç’ın damadı tutuklandı.

3 gün geçmeden serbest kadı.

Daha diğer damadın tartışmaları bitmeden bir kıyak tahliye daha yaşıyordu Türkiye,

Mahkeme “Sabit İkametgahı var” gerekçesiyle serbest bırakmıştı Arınç’ın damadını…

Tabii tepkiler gecikmedi.

*

Cumhuriyet ve Sözcü gazeteleri yazar ve yöneticileri 6 aydır tutuklular.

Tutuklular arasında FETÖ’cülükle alakaları olmayan Atatürkçüler de var.

Ya da hiçbir fraksiyona bağlı olmayan günahsız sade vatandaşlar da.

Onların içinde de hastalar onların içinde de sabit ikametgahı olanlar var.

Damatlar örnekleri ortadayken onlara “Sağlıklı- Evsiz - Göçebe“muamelesi neden?

Bu sorunun cevabı “Siyasallaşmış Yargı” olmasın?

*

Yaşanan bu rezillik “Yargının çivisinin çıktığının” belirtisidir.

FETÖ hareketinin Siyasi ayağının gizlendiği hatta perde arkasından dümenler çevirdiğinin resmidir.

“Milli İradeyi” aptal yerine koymanın dik alasıdır.

Demokratik değerlerle alay etmektir.